Malatya Muhabir
Reklam Alanı
Mehmet DEMEZ

Mehmet DEMEZ

16 Nisan 2026 16:26 0 Yorum

Mehmet DEMEZ / Uzm. Klinik Psikolog

 

OYUN BAĞIMLILIĞI VE ŞİDDET

                    Mehmet DEMEZ / Uzm. Klinik Psikolog

Dijital dünyayla hayatımızın artık doğal bir parçası. Psikoloji dünyasında İnternette Oyun Oynama Bozukluğu olarak tanımlanan bu durum, aslında beynimizin dopamin sistemine kurulan bir tuzak.

Oyunlar, gerçek hayatta uzun süren bir çabayla elde edeceğimiz başarı ve takdir duygusunu bize anlık kısa bir zaman dilimi içinde verir. Level atlamak, bir düşmanı yenmek ya da bir statü almak beyne çok iyisin, başardın türü yapay bir tatmin sunar.

İnsan fıtratı gereği gerçek dünyada anlam ve başarı peşinde gezer. Eğer bir birey; gerçek hayatta takdir görmüyor, aidiyet hissetmiyor ve geleceğe dair bir umut besleyemiyorsa, oyunlar ona sahte ama çok güçlü bir varoluş sunabilir.

Oyun bağımlılığı kişinin karakterini ve yaşam kalitesini sarsan bir etkiye sahiptir. Zamanla gerçek dünya, oyuna oranla sıkıcı gelmeye başlar. Böylece birey günlük aktivitelerden keyif alamayıp derin bir boşluk duygusuna sürüklenebilir. Birey sanaldaki arkadaşlıklarını gerçek ilişkilere tercih edip gerçek dünyada yalnız kalabilir. Odaklanma problemlerini yaşayabilir. Oyun oynaması engellendiğinde ya da oyunda kaybettiğinde buna bağlı olarak öfke ortaya çıkar. Büyük patlamalar yaşayıp sabır eşiği düşebilir.

Ateşlenen silahlar, ölen düşmanlar ve alınan ödül puanlar. Şiddet içeren bu tür oyunlar zihinlerde gerçeklik ile kurgu arasındaki çizgiyi silikleştirip tehlikeli bir duruma dönüştürebiliyor.

Şiddet içeren bir görüntüye maruz kaldığımızda insan beyni savaş ya da kaç tepkisi verir ve stres düzeyimiz artar. Bununla birlikte günde saatlerce şiddet içerikli -silahlı oyun oynayan kişilerde, bu tepki zamanla körelir ve duyarsızlaşma olarak adlandırılan bir sonuç ortaya çıkar.

Sürekli birilerini öldürmek ya da avlamak üzerine kurulu bir sanal dünyada, karşıdaki kişi sadece bir hedeftir. Bu şekilde beynin gerçek hayattaki insanların acısını hissetme yetisi de körelir. Bu durum, bireyi şiddet eylemi gerçekleştirirken vicdani bir sorgulamadan yoksun bırakır.

Gerçek yaşamda insan ilişkilerinde, karşıdakinin gözündeki korkuyu görmek bireyi durdurabilir. Ancak sanalda sürekli ve defalarca kez ekran başında rakiplerini avlayan bir birey için, gerçek hayattaki insanlar da birer oyuncu karakter haline gelebilir. Birey kurbanını bir insan olarak değil, sadece aşılması gereken bir engel veya yok edilmesi gereken bir hedef olarak gördüğünde tehlike başlamıştır diyebiliriz.

 

Sanal dünyada yapılan her hata yeniden başlayarak telafi edilebilir. Şiddet davranışlarının oyun içinde bir cezası ya da vicdani bir karşılığı yoktur. Bağımlılık düzeyi arttıkça gerçeklik algısı bozulup, kişi gerçek hayatta yapacağı bir şiddet eyleminin sonuçlarının da bir şekilde geçeceği algısıyla cezasızlık yanılgısına düşebilir.

Özellikle ergenlik dönemindeki bireyler, oyundaki karakterlerle aşırı özdeşim kurarak onların davranışlarını, dilini ve problem çözme biçimi olan şiddeti hayatlarına entegre edebilirler.

Dijital oyunlar bireylerin algı, muhakeme ve değerlendirme kabiliyetlerini hasara uğratabilir. Çocuklarımızın oynadıkları oyunlara lütfen dikkat edelim.

Asıl tehlike, gerçek dünyanın zor ve sevgisiz, sanal dünyanın ise bu denli güçlü ve ödüllendirici hissettirmesidir. 

 

Hoşça bakın zatınıza…

 

 

 

Yazıyı Paylaş:

Yorum Yap

İlk Yorumu Siz Yapın!

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. Yukarıdaki formu kullanarak düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

Reklam